Ara

Yazıyooooor!


"Koku" Bulten sizleri bekliyor, ayda iki defa
TIKLA
Yaziyor! Okuyoooor... okutuyor!

Anket

Favori Distopya Romanınız?
 

Twitter'da Takip Et

Haberdar Olun!

Taras Bulba PDF Yazdır e-Posta

KitapAdı

Taras Bulba ve Mirgorod Öyküleri

Yazar adı: Nikolay Vasilyeviç Gogol

Taras Bulba - Kazak steplerinin vahşi öyküsü

Bu özeti okurken müzik dinlemek için tıklayınız.

Yıllar önce televizyonda Yul Brynner'ı Taras Bulba rolünde izlediğimde çok etkilenmiştim. Kafasındaki bir tutam saç ve kılıç gibi bıyıklarıyla uçsuz bucaksız steplerde at biniyor, emirler yağdırıyordu... Yeri geliyor "Bu gece yataklarımızı toprağa sereceğiz..." diyor yeri geliyor "Zaporojye!" naraları atarak düşmanın üzerine atılıyordu.

Aradan yıllar geçmesine rağmen birtakım anılar, görüntüler insanın zihninden silinmiyor. Geçenlerde televizyonda "Taras Bulba" adlı filmi görünce yeniden alevlendi içimdeki küller ve "Zaporojye!" naraları atarken kendi kendime sordum, Taras Bulba nedir? Kimdir? Bu soruyu öylesine sormuş olacağım ki, cevabı araştırmadan yaşamıma devam ettim, ta ki karşıma İş Bankası Yayınlarından Nikolay Vasilyeviç Gogol tarafından yazılmış öykülerin bir kısmının derlendiği "Taras Bulba ve Mirgorod Öyküleri" çıkana kadar... Hemen aldım ve okumaya başladım...

Derleme eser içerisinde dört adet öykü bulunuyor:

- Eski Zaman Beyleri
- Taras Bulba
- Viy
- İvan İvanoviç ile İvan Nikoforoviç'in Nasıl Tanıştıklarının Öyküsü

Burada tüm öykülerden detaylı bir şekilde bahsetmeyi düşünmüyorum. Taras Bulba hakkında bir özet verip bir kısım alıntılar yapacağım.

Taras Bulba:
Eser, 15. Yüzyılda Ukrayna Kazakların yaşayış tarzlarını, gözüpekliğini, kahramanlıklarını, savaşçı yapılarını, dine kendince bağlılıklarını ve kendilerini dinin amansız bir savunucusu olarak gördüklerini destansı bir dille anlatıyor, bunu yaparken eserin çerçevesi, Lehlerle Kazakların hıristiyanlık içi çatışması olarak çiziliyor ve bu çerçeve içerisinde asıl işlenen konu Taras Bulba adlı kahraman Kazak'ın yeniden steplerde oğulları Andri ve Ostap ile at sürmesi ve karşılaştıkları olaylar manzumesinde Kazak yaşam tarzının ve yazılı olmayan kurallarının nasıl uygulandığı anlatılıyor:

Perde, Taras Bulba'nın oğulları Andri ve Osyap'ın Ortodoks okulundan dönmeleri ile açılıyor. Vahşi steplerin emekli albayı Taras oğullarını heyecanla karşıladıktan sonra, onları yiğidin harman olduğu Zaporojye'ye göndermeye karar veriyor ve ardından kendisi de onlara katılmaya karar veriyor. Bundan sonrasında öykü steplerde at binen kazakların kalpakları, atamanların emirleri, kanın gövdeyi götürdüğü cenkler ve su gibi akan içki içinde akıp gidiyor.

Gogol Tarası ve içinde bulunduğu ortamı öyküde bakın nasıl tarif ediyor:

"Bulba korkuç derecede inatçı biriydi. Yalnızca ilkel güney Rusya'da (prenslerin terk ettiği, Avrupa'nın, barbar Moğolların sonu gelmez saldırılarıyla boşalmış, yakılıp yıkılmış bu yarı göçebe topraklarda) XV. yüzyılın ağır koşullarında, evini barkını yitiren bir insanın gözü karardığında, yangın yerinden ona gözdağı veren düşmanlarının, bitmek tükenmek bilmez tehlikelerin içinde yine aynı yere yerleşirken onların gözlerinin içine bakarak dünyada böyle bir kokrunun var olup olmadığını anlamaya çalıştığı zamanlarda, eski barışçı Slav ruhunun yok olup, Rus yaradılışının özgür, engin özellikli Kazaklığın ortaya çıktığı ve nehir kıyıları, yük taşıyan nehir araçları, nehir boylarında yamaçlar, her yerin sayılarını kimsenin bilmediği Kazaklarla dolu olduğu, kaç kişi olduklarını soran sultana yiğit arkadaşlarının, "Kim bilir! Bozkırlar bizimkilerle doludur, her gördüğün tepeceğin ardında Kazak vardır," diye cevap verdiği o kötü zamanlarda ortaya çıkabilecek yaradılışta insanlardan biriydi. Rus gücünün olağanüstü bir sonucuydu bu: Felaketler halkın bağrından alevlerle çıkarmıştı onu."    

Bozkırların yalnız ve vahşi suskunluğu, Gogol'un güçlü kaleminden haykıran atamanların sözleriyle okuyucuyu alıp götürüyor. Öyküde tansiyon sürekli yükseliyor, Zaporojyeden - Budapeşteye tempo hiç ama hiç düşmüyor ta ki son nokta ölüm sessizliğini yeniden hakim kılana dek!

Arka Kapak

Ukrayna'da, orta halli toprak sahibi bir ailede dünyaya geldi. Çocukluğunu etkileyen köy yaşamı ve Kazak gelenekleri eserlerine yansıdı, Ukrayna halk kültürünün ögeleriyle işlenmiş öyküler yazdı. Mizah anlayışı, gerçekçi tutumu ve canlı anlatımıyla Rus edebiyatında önemli bir yeniliğin öncüsü oldu. Ölü Canlar adlı romanı feodal toprak mülkiyeti ve serfliği ele alan bir başyapıttır. Büyük bir komedi olan Müfettiş adlı oyununda yozlaşmış bürokratları acımasızca alaya almıştır. Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları, Petersburg Öyküleri ve Mirgorod Öyküleri'nde mizahın yanı sıra, yaşam karşısında karamsarlık ve dünyanın kötülüğü üzerine düşüncelerini ortaya koydu.

Eser kendini anlatırken



"... geleceği kimse bilemez, gelecek insanın önünde bataklıktan yükselen bir sonbahar sisi gibi durur. Bu sisin içinde kuşlar kanat çırparak, birbirini görmeden aşağı yukarı uçuşup durur. Güvercin atmacayı, atmaca güvercini görmez, hiçbiri kendi felaketinden ne kadar uzağa uçtuğunu bilemez..."

"... Leh atının üzerinden yere yuvarlanmıştı. Ama yenilgiyi kabullenemiyordu, kılıcını kaldırmış, düşmanına saldırmaya çalışıyordu. Ama gücünü yitiren kolu kılıcıyla birlikte yavaşça düşüyordu. Kukubenko ağır süvari kılıcını iki eliyle tutup Leh Bey savaşçının soluklaşmış ağzına sapladı. Kılıç bembeyaz iki dişi kırdı, dili ikiye böldü, gırtlak kemiğini parçalayıp, toprağa derince saplandı. Leh savaşçı her zaman ıslak olan toprağa çivilenmiş gibi olmuştu. Nehir boylarındaki kartopu ağaçlarının çiçekleri gibi kıpkırmızı soylu kanı bir pınar gibi fışkırmış, altın işlemeli sarı kaftanını kana bulamıştı."

"Fırtınada kabarır o deniz,kükrer, cılız nehrin yerinden oynatamadığı kayaları dev dalgalarıyla savurur. Ama hava durgunsa, sakinse, her nehirden daha aydınlıktır yüzeyi, pırıl pırıl uzar gözler önünde enginlere doğru."

Yorumlar



Gogol'un anlatımı kesinlikle etkileyici ve sürükleyici. İş Bankası için Rusça aslından çeviren "Ergin Altay"ın çevirisi de başarılı olmuş olacak ki, okurken okuyucuyu zorlayan herhangi bir unsur söz konusu değil.

Öykü içerisinde özellikle birkaç husus dikkatimi çekti. Bunların başında, Yahudilerle ilgili yorumlar özellikle burada alıntı yapmaya değer. Özellikle öykünün başından sonuna kadar bahsi geçen Yahudi Yankel karakteri ve savaşın başından sonuna dek menfaat kaygısı gütmesi, kargaşa içerisinde kendi gemisini yürütmesi, Rusların Yahudilere bakışının göstergesi olarak algılanabilir:

Taras ve Yankel arasında geçen diyalog şöyle:
"Siz Yahudiler yalan uydurmak için yaratılmışsınız. Şeytanı bile aldatırsınız. Her oyunu bilirsiniz. Ben de bunun için geldim sana!"

"Beni dinleyin Yahudiler dedi...sizin yapamayacağınız şey yoktur Dünyada. Denizin dibinden de olsa çıkarırsınız insanı, eski bir atasözü şöyle der: bir Yahudi yeter ki çalmak istesin, kendi parasını bile çalar."

Gogol, öyküsünü anlatırken, kendisi de o derece inançlı ki, okuyucu bir an bile anlatılanların gerçekliğinden şüphe etmiyor. Bu durum da öyküyü daha bir sürükleyici ve okunabilir kılıyor. Belki de bu durum aşağıdaki paragrafta somutlaşıyor:

"Kazakların kendilerini gösterdikleri cenkleri, seferlerinin nasıl geliştiğini anlatmaya gerek yok: Bunların hepsi destanların sayfalarında var. Rus yurdunda din uğruna ayağa kalkan halkın ne büyük zaferler kazandığı biliniyor: İnançtan büyük güç yoktur. Azgın denizin dalgalarına yerinden kıpırdamadan binlerce yıl karşı koyan, göğüs geren bir kaya gibi sarsılmaz, yenilmez bir güçtür inanç. Denizin derinliklerinden çıkıp gökyüzüne doğru uzatır hiçbirşeyden etkilenmeyen, yekpare bir taştan oluşan sağlam burçlarını. Her yerden görünür, yanından gelip geçen dalgalara bakar. Ona toslayan geminin vay haline."

Ne izlesem


1962 yapımı Taras Bulba, kesinlikle görülmeye değer bir film. Detayları için tıklayın.


2009 yapımı Taras Bulba da güzel bir film olmakla birlikte görsel açıdan, özellikle de 2009 yılında çekildiği göz önünde bulundurulduğunda, biraz zayıf kalmış gibi geldi. Detayları için tıklayın.

Ne dinlesem



Öykü içerisinde Gogol Banduraların tınısına atıfta bulunarak diyor ki:
"Ak sakallı göğsünde bir halk ozanı gün gelir, bandurasının tellerine dokunarak bu savaşın her sözcüğü yiğitlik dolu destanını anlatır."

"Bandura" tınıları için tıklayınız...


Resim



Gerard (Gerrit) Dou - "della notte"
Gogol öyküsünün bir bölümünde, "Kah şamdanın güçlü ışığıyla aydınlanarak kah birbirinin koyu gölgesinin zifiri karanlığında kalarak yürürlerken Gerard Dou'nun della notte tablolarını andırıyorlardı" diyor.
"della notte" italyancada "gece" anlamına gelmekteymiş. Hollanda'lı ressam Gerrit Dou'nun tipik eserleri arasında, wikipedia'dan öğrendiğimiz kadarı ile mum ışığıyla aydınlanmış gece tabloları yer almakta imiş. Bu durumda Gogol'un ne tür bir atıfta bulunduğu anlaşılmaktadır.

Ressam ve resimleri hakkında bilgi için:
http://www.nga.gov/exhibitions/2000/dou/paint_index.shtm
http://www.wga.hu/frames-e.html?/html/d/dou/

Yazar

Nikolai Vasilievich Gogol - Aşağıdaki alıntı Wikipedia'dandır. Yazının tamamı için tıklayınız.

(Rusça: ??????? ?????????? ??????) (31 Mart, 1809 - 4 Mart, 1852) gerçekçi Rus  roman ve oyun yazarı. En çok tanınan eseri Ölü Canlar'dır.

Gogol orta halli toprak sahibi bir ailenin çocuğu olarak Ukrayna?da Soroçinski Köyü?nde dünyaya gelir. Gogol?un çocukluğu köy hayatı ile ve yoğun Kazak kültürü etkisinde geçer. Bu hayatın etkisi ileride yazacağı eserlere de yansıyacaktır.

Gogol, gençlik yıllarında şiir ve edebiyata ilgi duyar. 1828'de Petersburg?a gider. Orada memur olmayı ve bir şekilde geçinmeyi umar ancak işler umduğu gibi gitmez. Gogol, Petersburg?dan Almanya?ya gider ancak orada da parası bitene kadar kalabilir. Tekrar Petersburg?a dönüp iş arayan Gogol bu sefer çok düşük bir maaşla da olsa devlet memuru olarak çalışmaya başlar. Bu görevden de bir sene sonra ayrılır.

İngilizce metin için tıklayın.

Bağlantılar

http://alisveris.iskulturyayinlari.com.tr/tanim.asp?sid=E5JMBQR5QB4B0KUBQFH0



Bu sayfayı ekleyin...
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile