Ara
Unutma!
Dali Sergisi Devam
23 Mart - 20 Mayıs!!!
TIKLA
Film festivalinin ardindan Gidin...Seyredin..Dusunun...!
Anket
Twitter'da Takip Et
Follow @KitapKokusuNET| Spartaküs - Gladyatörler |
|
|
|
|
KitapAdı
Yazar: Arthur Koestler Bu kitap hakkında yazmak gerçekten oldukça zor, zira kitabın birden fazla keskin ucu var. Bir tanesi kitabın kahramanı: Spartaküs, diğeri kitabın yazarı: Arthur Koestler ve bir diğeri de kitabın konusu ki bu ilk keskin uçla bileylenerek daha da keskin hale geliyor: özgürlük mücadelesi ve ilintili birçok konu. Eğer yazacak olduğum yorumlar, sıradan bir kahramanlık hikayesi olsa idi, söze şöyle başlayabilirdim: Fakat "Spartaküs" ismi sıradan bir kahramanın çok daha ötesine geçmiş, binlerce yılı devirirken, fiziksel arenada yapılanlar,fikirsel dünyada yankılanıp durmuştur. Bu yazıyı oluştururken, Arthur Koestler tarafından kaleme alınmış Sartaküs üzerinden gideceğim ve fakat zaman zaman da gerçek 'Spartaküs'ün çağrıştırdıklarından da bahsedeceğim.
Koestlerin bu yorumuna karşılık, "Spartaküs Savaşı"nın yazarı Barry Strauss bakın ne diyor:"Hayal kırıklığına uğramış eski komünist Arthur Koestler, yazdığı romanda, Spartaküsü, Lenin veya Stalin gibi güçle yozlaşmış bir devrimci olarak ifade etmiştir." Eserin ÖzetiArthur Koestlerin Spartaküs'ü Capua sokaklarında pazar yerinin baş katibi Quintus Apronius ile başlar. Olaylar içiçe ve eş zamanlı gelişmektedir. Bir yandan Batuatus'un gladyatörleri arenadaki gösterileri için hazırlanırken diğer yandan Apronius pazar yerindeki görevini ifa etmektedir. Batuatus'un gladyatörlerinden Crixus ve Spartaküs çarpışacak, yer yerinden oynayacaktır. Katip, gününü tamamlar ve aynı zamanda sekreterliğini de yaptığı cenaze derneğinde alır soluğu. Burada hukukçu ve yazar Fulvius'a rastlar ki o Fulvius, Esirler ordusu adlı eserini tamamlamak üzere sonradan Spartaküs'ün ordusuna katılacaktır. Apronius, Fulviusu iki sıfatla taçlandırır: tehlikeli, kışkırtıcı. Bu sıfatların şahı Fulvius ise dertlidir ve derdini etrafına topladığı dernek üyelerine anlatmaktadır: "Mahvoldu Roma Cumhuriyeti... Dünya genişliyordu dostlarım, ucuz iş gücü her yerde değer kazandı , böyce zanaatkarlar ve esnaflar açlıktan telef oldu ve işçiler dilenmeye başladı. Roma tahıl seliyle taştı, fazla tahıllar ambarlarda çürüyordu ama yine de açlıktan ölenler için tahıl yoktu. Dağılım düzeni hatalıydı... köklü bir değişim gerekiyordu, birazcık düşünen her insan için apaçıktı bu..." İşte Fulvius'a göre köklü değişim gerekliydi ama kim değiştirecekti? Kim bu düzene karşı yürekle ve bükülmez bir güçle karşı koyacaktı? Tesadüfe bakın ki, gladyatörlerin efendisi Batuatus da buradaydı. Apronius, gladyatör gösterilerine bedava bilet bulmak ümidiyle söze giriyor ve fakat laf lafı açtıkça öğreniyor ki, tamı tamına yetmiş gladyatör firar etmiş, üstelik aralarında Galyalı gladyatör eğitimcisi Crixus ve sessiz, alımlı ve sürekli sırtında bir kürk taşıyan, Trakyalı Spartaküs de varmış. Appia yolundaki Fanniusun hanında tanışıyoruz firari Spartaküs, onun rakibi/yoldaşı şişman, balık gözlü, sarkık bıyıklı Crixus ve diğer gladyatörlerle. Şarap üstüne şarap devriliyor. Eğlence alıp yürüyor ve bekleyiş sürüyor. Derken firarileri bulmak için yola çıkan ilk müfreze eve dönüş teklifiyle çıka geliyor. Fakat ne Crixus ne de adamları, bu teklifi sıcak karşılıyor. Sonuçta geri dönüş teklifi reddediliyor ve kaçınılmaz son başlıyor. Eser Kendini AnlatırkenKöleleri bir derebeyinin zulmünden kurtarmak için, derebeyini öldüren köleler sevinecekleri yerde, Spartaküs ve adamlarına direndiğinde: "Herhalde zincirleriniz kalplerinize çok aziz geliyor ve bedenlerinize harika bir mutluluk ilham ediyor. Bu malikanede kendinizden başka size yardım edecek ya da sizi hayatı pahasına savunmayı arzu edecek birini göremiyorum. Ya bizi kandırdılar ya da bu tavuklar sizin kahvaltınız için yumurtluyor, bu öküzlerin boğalarını sizin sürünüzü çoğaltmak için göreceği geliyor, bu arılar sizin ekmeklerinizi tatlandırsın diye kovanlarına bal götürüyorlar." Zozimos anlatıyor: "Yüz yıl kadar önce Yunanlıların bir ülkesi vardı. Konsolları göreve gelmeden önce mutlaka şöyle yemin ederlerdi: "Halkın düşmanı olacağım ve halka zarar vermek için, onları birbirine düşürmek için elimden geleni yapacağım, tüm yolları deneyeceğim." Castus soruyor: "Peki insanlar bu işe ne diyorlardı?" "İnsanlar? Halkı kastediyor olmalısın. Halk o zaman da, şimdi söylediklerinden farklı şeyler söylemiyordu." "Kehanetler elbiselere benzer. Bir düşün; bir elbise terzinin dükkanına asılır, bir sürü adam geçer dükkanın önünden, bu elbisenin ölçüleri üzerine uyacak bir sürü insan... Ama birgün gelir dükkana ve alır o elbisey; artık o elbise onun için dikilmiş olmuştur; çünkü o elbiseyi o adam almıştır... Kehanetler değil onu doğrulayanlar önemlidir." YorumlarBaşta da ifade etmeye çalıştığım gibi, bu eseri yorumlamak birçok açıdan zorluklar taşımakta. Eser hakkında yorum yazmak, eserin baş kahramanının tarihe mal olmuşluğu dolayısıyla ağır bir yük. Bunun üstüne Koestler gibi bir yazarın ağırlığı eklenmekte. En üste de bu Spartaküs ve Koestler hakkında yapılan onlarca, yüzlerce atıf, eleştiri ekleniyor. Ez-cümle, bu eser hakkında ne kadar yazılırsa yazılsın yine de o çalışma eksik kalacaktır. Bu karakterlerin ve yaşamın doğasındandır. Sözü fazla uzatmadan ve çekincelerimi ortaya koyduktan sonra naçizane yorumlarıma geçeyim: Kitabın en başında, Nicos'u ikna etmek için yapılan tartışmada aslında yazar, sınırlandırılmış düşüncenin, kırılması zor sınırlarını en iyi şekilde ifade etmektedir. Nicos, her türlü özgürlük açıklamasına rağmen, akvaryum balıkları gibi hareket etmekte ısrar ediyor. Zira onun özgürlük alanı kendisine öğretilen görünmez sınırlarla örülmüş. (Akvaryum deneyi: Balıklar akvaryumda görünmez cam bir duvar ile akvaryumun diğer kısmından tecrit edilirler. Bir müddet sonra balıklar diğer alana geçemeyeceklerini bilirler ve kendilerine ayrılan kısımda yaşamlarını sürdürürler. Daha sonra cam bölme kaldırıldığında, balıklar cam bölme varmışçasına aynı kısıtlı alanda dönüp durmaya devam ederler.) Fulvius bir adım öteye geçiyor ve soruyor: İnsanları kendi aleyhlerine davranmaya iten motivler nelerdir? Eserin betimlediği, Roma ve düzen ile günümüz düzeni arasında, insan topluluklarının olaylara bakış açıları arasında çok da büyük farklılıklar yok. Aslında, Koestler'in içinde bulunduğu dönem, şimdiki zaman ve geçmiş hep aynı paralellikte ve ne yazık ki Zozimos gibiler hep dışlanmaya, Spartaküs gibiler de hep yalnız ölmeye mahkum. Herkesin savaşı kendi varlığı ve düşünceleriyle sınırlıyken, savaş toplamda içindeki askerlerden çok daha fazlasıdır ve o savaşı yönetenlerin düşünceleriyle yönlenir ve sonlanır. Fulvius ile bir askerin konuşması sırasında, askerin, Fulvius'un esirler ordusunun tarihini yazmak isteğine verdiği cevap oldukça etkileyicidir: "Sadece şehirden şehre gidiyor ve dövüşüyorsun." Koestler'in umutsuzluğu, komunist olarak yaşadığını öne sürdüğü 7 yıl boyunca başından geçenlerden sonra anti komunist tavrı eserde hayat buluyor. Kanaatimce Koestler insanoğlunun mücadele ve inancına olan inancını yitirmiş. Bir amaç doğrultusunda savaşacak insanların tarih boyunca var olduğunu ve bundan sonra da var olacağını düşünmekle beraber, bunların sonu konusunda da pek iç açıcı düşünmemektedir Koestler zira, kendini insanlığa ve topluma adayanlar, değer bilmez topluluklar veya insanlar veya adı her neyse onlar tarafından yok edilmişlerdir. Kaldı ki, koymuş olduğu hedef doğrultusunda yürüyen önderin etrafına toplanan "topluluğun", motivasyon unsuru herkes için aynı değilse, o başkaldırı, direniş nereye kadar ve ne şiddetle devam edebilir. Ya da başka bir deyişle, eserde yer alan Eseni'nin dediği gibi "rotası olmayan bir gemiye hangi rüzgar yardım edebilir?" Spartaküs, belki de tarihin en çok etkilenilen karakterlerinden bir tanesidir. Her ne kadar kendisi hakkında, yukarıda da belirttiğimiz üzere fazla kaynak bulunmasa da tarihin sayfaları arasında yer alan birçok tanıdık sima Spartaküs'ten esinlenmiş, ona atıfta bulunmuş ve yaptıklarına ya da düşüncelerine farklı anlamlar yüklemiştir. Örneğin, Lenin, Stalin, Marx Spartaküsü proletarya devriminin rol modeli olarak nitelendirmiştir. Çağdaş dönem devlet adamlarından Fidel Castro, Hugo Chavez Spartaküse atıflarda bulunmuştur. Bununla birlikte, Ronald Reagan, onu, özgürlük yolunda bir adanmışlık ve mücadele örneği olarak nitelendirmiştir. Koestler ise bu kitabında Spartaküs'ü aslında bireysel özgürlüğü peşinde mücadele veren ancak koşullar dolayısıyla kahramanlaştırılan ve fakat başarısız olacağı ta en baştan belli olan bir özgürlükçü olarak görmektedir. Koestlerin romanında, dikkat edilirse, Spartaküs aslında kafası karışık bir kahraman olarak betimlenmiştir. Sürekli fikirleri tartan ama netleştiremeyen, zaman zaman ikilemler arasında kalan bir savaşçı. Eseni ve Zozimos ile yapılan konuşmalar tartışmalar onu düşüncesini şekillendirmeye yönlendirmektedir. Oysa Koestler'in bu yakıştırması ile Lenin, Stalin ve Marx'ın Spartaküs için biçtikleri paye pek uyuşmaz gibi görünmektedir. Hele de Spartaküs karakterini sinema gözünden görürsek, kendisine yapıştırılan etiket: "filozof savaşçı"dır. Eser hakkında, söylemek istediğim çok ama çok şey var ama tüm eseri buraya almadan sürekli yorum yapmak esere haksızlık, eseri tümüyle buraya almak da yaptığım işe aykırı. O halde bir kez daha tekrar edeyim: Bu kitap mutlaka okunmalı. Son olarak da kafamı kurcalayan bir soru: Plato yayıncılık, kitabın orijinal adı olan "Spartacus/The Gladiators" adını birebir çevirmekle kalmayıp neden "Özgürlük tarihinin ilk bireycisi" alt başlığını açmıştır? Yayınevinin kendi yorumumu mudur? Yazarın kendisi dahi eseri hakkında bir ön yargı oluşturmaktan kaçmakiçin, kitabına önsöz koymazken, neden yayınevi Spartaküsü bu şekilde sınıflandırmıştır? Eserin Çağrıştırdıkları* Yukarıda bahsettiğimiz üzere bu kitap bir üçlemenin ilk kitabı, haliyle diğer iki kitap: - Gün Ortasında Karanlık - Geliş ve Gidiş * Garip bir şekilde Mary Shelly'nin Frankenstein'ında adı geçen Plutarch burada da Spartaküs'e yaptığı atıfla karşımıza çıkıyor. Yine aynı eser: Plutarch'ın yaşamları ve bu defa Crassus'un hayatında ortaya çıkan Spartaküs. * Howard Fast tarafından kaleme alınmış bir diğer Spartaküs romanı. * Spartaküs'ü edebiyatçıların ve fikir adamlarının dünyasından biraz daha sağlam temellere taşımayan çalışan Barry Strauss ve Spartaküs Savaşı * Kitabın tartışmakta olduğu devrim, ardında yatan dinamikler ve özellikle de serinin ikinci kitabı gün ortasında karanlık bağlantısı dolayısıyla, - Bolşevikler, devrim, çelişkiler ve korku derken yazılmış bir eser: "Biz - Yevgeni Zamyatin" - Aynı anti ütopya akımıyla ama yıl olarak daha sonra yazılmış, "Cesur Yeni Dünya - Aldous Huxley" - Her ne kadar diğer ikisi kadar hararetle tavsiye etmesem de popularitesi dolayısıyla daha çok tanınan "1984 - George Orwell" * Yukarıdaki üç eser, komunizm, anti ütopya, Zamyatin, Huxley, Koestler ve farklı duruşuyla Ayn Rand. * Yaşamı boyunca bir asker olarak tıpkı Spartaküs gibi büyük canavar Roma İmparatorluğuna karşı mücadele eden ve sonuçta yenilen bir başka büyük kumandan "Hannibal" * Spartalıların Pers imparatorluğuna karşı verdiği savaşta ölüme yürüyen Leonidas ve Spartalıların son savaşında destansı mücadelesini anlatan bir eser: Ateş Geçitleri. * Yazar Arthur KOestler dolayısıyla aklımıza düşen bir başka isim, isim ve yaşam benzerliğinden Arthur London (Macaristan doğumlu, Yahudi bir ailenin çocuğu, 1937 İspanya iç savaşında yer almış, sonra Fransaya geçmiş, Nazilerce tutuklanarak, zionist, troçkist titocu olmak nedeniyle ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış ve fakat sonra kurtularak kaçmış. Fransada 1986 yılında ölmüş.) İtiraflar adlı bir eseri var. YazarKitap adı: Gladyatörler/Spartacus - Özgürlük tarihinin ilk bireycisi Budapeşte, Macaristan doğumlu (1905), Yahudi bir ailenin çocuğu. Viyana Üniversitesinde 1922 - 1926 yılları arasında eğitim gördükten sonra, yaşamak üzere Filistin'e gitmiştir. 1929 yılında Almanya'da BZ am Mittag adlı derginin editörlüğünü yapmıştır. 1931 - 1938 yılları arasında Alman Komunist Parti üyesi. 1936 yılında İspanya iç savaşında, Sağ kanada mensup bir Macar gazeteci kimliği ile casus olarak yer almış. 1937 yılında Faşistler tarafından yakalanarak ölüm cezası ile yargılanmış. Fakat sonra kurtularak Fransaya kaçmış. Oradan da ingiltere'ye geçmiş. 1940 yılı ve sonrasında hayal kırıklıkları nedeniyle anti komunist bir söylem benimsemiştir. 1983 yılında intihar ederek ölmüştür. http://en.wikipedia.org/wiki/Arthur_Koestler#Biographies_of_Koestler BağlantılarKoestler ve Spartaküs hakkında bir dostun yorumları: BaleBolşoy Balesi: MüzikAram Khachaturian - Adagio of Spartacus and Phrygia FilmSpartacus (1960) - Stanley Kubrick Bu sayfayı ekleyin... |



































Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.