Ara
Unutma!
Dali Sergisi Devam
23 Mart - 20 Mayıs!!!
TIKLA
Film festivalinin ardindan Gidin...Seyredin..Dusunun...!
Anket
Twitter'da Takip Et
Follow @KitapKokusuNET| Son Durak Tabut |
|
|
|
|
Kitap
Okurken dinlemek için tıklayın. TRT'nin tek kanal olduğu dönemlerde "alacakaranlık kuşağı" vardı. Herkes izler, ürperirdi. Şüpheli ölümlerden uzaylılara, hayaletlerden ucubelere her türlü bilinmezlik vardı geç saatte yayınlanan bu kuşakta. Bu defa sizlere bahsedeceğimiz iki kitap da alackaranlık kuşağına bir gönderme aslında. Milliyet yayınlarının "Kara Dizi" serisinden çıkan iki kitap: Son durak tabut serinin 14. kitabı ve 1971 yılında yayımlanmış. Bu kitaptaki öyküler şöyle:
Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen bu hikayeyi hiç unutamadım, hatta yıllar yılı broş hediye etmenin ve almanın sonuçlarının hiç de iyi olmayacağına inandım. Siyah güzel ve tüylü bir broş ne kadar can sıkıcı olabilir ki? "Ölümden sonra herhalde bir bütün olarak, yeniden o tek varlıkta toplanacağız. Herhalde o varlık da, Tanrı diye adlandırdığımız kavram olacak. Fakat bence, onun da arkasında başka tanrılar ve hepsinin ötesinde de sonsuzluk var. Yani sözünü ettiğim Deneyici'nin kendisi daha büyük, daha anlaşılmaz bir şeyin parçasıdır. Sonsuzluktan söz ettiğimize göre, Tanrı diye birşey olamaz, çünkü sonsuzluğun ne sonu ne başı vardır; ne altı... ne üstü..." "Ceketinin cebine uzandı, elini cebine sokarak bir kibrit çıkarttı... Ve hafif bir hareketle kibriti ayakkabısının topuğuna sürdü. Büyük patlama başlamadan önce, Kitaptaki öykülerinde yazarlarına baktığımızda bir takım ilginç detaylar karşımıza çıkıyor. Örneğin Dulcie Grey, Agatha Christie'nin bir öyküsünün uyarlamasında Miss Marple olarak karşımıza çıkıyor. Elliott O'donnel hayalet hikayeleri ile tanınmış. Hayaletler üzerine yazma sebebi ise kendisinin 5 yaşında bir hayalet tarafından kaçırıldığı ve hayaletleri gördüğü iddiasıdır. Hatta iddialar, Dublind'de bir hayalet tarafından boğulduğu noktasına kadar gitmektedir. Robert Bloch ismi ise belki de eseri adının çok çok ötesine geçenler arasında olduğundan birçoğumuz kendisini tanımıyoruz bile. Sıkı durun, Robert Bloch, "Sapık" (Psycho) adlı korku romanının yazarı. Herkesin de bildiği üzere, Alfred Hitchcock tarafından sinemaya aktarılan bu eser korkunun başyapıtları arasında. Ne Okusam
Hayat sıvısı içimizde akıp gidiyor. Zaman zaman çatlaklar oluşuyor ve kırmızının binbir türü o çatlaklardan akıyor. Çağlayan kanın türküsü, korkuyla dans etmeye başladığında kontrol edilemez düşünceler bizi ele geçiriyor. Bu türküyü besteleyen ustalardan bir tanesi de "Clive Barker". Kan destanı, bu defa, Maceraperest Kitaplar'dan, Dost Körpe'nin çevirisiyle karşımızda... Deliliğin Dağlarında - Howard Phillips Lovecraft Ne DinlesemGerilim ve korku dendiğinde, Stephen King'in "Christine" adlı romanının sinema uyarlamasının film müziği akla geliyor... Tek düzeliğin gerilimi ve gittikçe artan tansiyonu yansıtan bundan daha güzel bir müzik düşünülemez herhalde... Gerçi böyle söylemişken Exorcist'i de anıp öyle geçelim. Tıklayın... dinleyin... DiğerLost Crown - Bilgisayar Oyunu http://www.thelostcrown.co.uk/ Lanetli bir hazinenin peşinde, tüyleriniz diken diken olmuş bir şekilde, gecenin bir yarısı tek başınıza bu oyunu oynamaya cesaret edebilecek misiniz? Kimbilir belki de ölüler de sizinle oynamak istiyordu... |




































