Ara

Yazıyooooor!


"Koku" Bulten sizleri bekliyor, ayda iki defa
TIKLA
Yaziyor! Okuyoooor... okutuyor!

Anket

Favori Distopya Romanınız?
 

Twitter'da Takip Et

Haberdar Olun!

Son Hamle PDF Yazdır e-Posta

KitapAdı


Orijinal Adı : Zugzwang

Yazar adı    : Ronan Bennett

Çeviren      : Suat Ertüzün

Yayınevi     : Turkuvaz Kitap

"Yine e5'i oynayayım diyordum. İleride, oyunumuz bittikten uzun zaman sonra bu senaryo üstünde düşündüm. Meğer bana zafer getirecek bir hamleymiş ama o vakit kendime güvenmemiştim. Ben de vezirin e3'te çekeceği şahın Siyah'a bir avantaj sağlamayacğaını hesap ederek 42 Şh6 oynadım. Artık hamlesini düşünmek için süre isteme sırası rakibimdeydi."

İmleç yanıp sönüyor. Henüz tuşlar tıkırdamaya başlamadı. Düşünceler şekilleniyor. Gaz ve toz bulutu yoğunlaşıyor. Taşlar yerine oturuyor. Kelimeler kağıda dökülmeye başladığında, gelişigüzel sıralanmış kelimeler arkasında gizli olan derin modeli anlamak keskin ve kıvrak zeka gerektiriyor. Tıpkı, savaşta yapılan ilk hamlenin ardında yatan tüm detaylarıyla hazırlanmış kusursuz plan gibi. Stratejinin ruhuna hakim bakış ise daha ilk hamleden savaşın gelişimini ve belki kazananını görebilecektir.

Ronan Bennett'in eseri "Son Hamle"yi raflarda gördüğümde oldukça heveslenmiştim, zira satranca atıf yapan bir kapakla bir oyun sonuna işaret eden bir isim taşıyordu. Bu ne demekti? Strateji yoğun bir kurguda, tamamlayıcı bir son, öyle ki açılış hamlesinden planlanmış, işlenmiş ve son hamleye kadar keskin zeka oyunları gerektiren bir okuma keyfi olacaktı "Son Hamle".

Peki ya kapak dizaynı? Satrtanç tahtasını andıran, minyatürvari bir çizim ve tahta başında oturan iki kalpaklı. Kalpak? Bu neye işaret ediyordu ki? Kitabın arka kapağını çevirmenin zamanı gelmişti:

"Yıl 1914; yer Sen Petersburg. Bolşevik Devrimi öncesinde devrimci gruplarla, çar taraftarlarının çatıştığı, çalkantılı bir dönem?"


Tanıtımın ilk paragrafı heyecanı bir kat daha artıtırıyor zira, 1914 yılının SOvyetlerinde ve Bolşevik devrimi öncesinde geçen bir öykü, döneme hakim bir kalem tarafından anlatılırsa gerçek bir keyfe dönüşebilir. içi içe geçmiş örgütlenmeler, fikir mücadelesi içerisinde harcanan bireyler ve bireyin değerinin genelin menfaati için hiçe sayıldığı bir kazan... Ve tanıtım yazısı şöylece devam ediyor:

"Kent, önemli bir organizasyona, büyük bir satranç turnuvasına ev sahipliği yapıyor. Kendi de amatör bir satranç oyuncusu olan psikanalist Dr. Spethmann, turnuvanın en önemli oyuncularından Rozental?i hastası olarak kabul eder. Bu noktadan itibaren, kendini, Bolşevik devrimcilerin, çar sempatizanlarının, Yahudi düşmanlarının ve gizli polis örgütü Ohranka?nın karıştığı büyük bir komplonun içinde bulur. Kızıyla birlikte bu çıkmazdan kurtulmak için bir satranç ustası gibi düşünüp ustalıkla ilerlemek zorundadır."


Eserin Özeti

1914 yılında düzenlenen bir satranç turnuvasının arka planında süren mücadelenin öyküsü, Son Hamle... Perde, bir cinayetle açılıyor: Soğuk bir mart sabahında Politseiski köprüsünde, soğuk bir ölüm. Ve bu ölüm yalnızca bir sonraki büyük hadise olan satranç turnuvasına kadar konuşulacaktı. Aslında, bu turnuva başlı başına önemli bir olay olmakla beraber, arka planda gelişen olay örgüsü açısından, belki de bazıları tarafından hiç farkedilmeyecek olsa da, çok daha hayatidir. Zira turnuvanın gelişim süreci ve çarın hayatı çapraşık ilişkilerle birbirine bağlıdır. Eserde adı geçen her karakter, satranç tahtasında bir taşı simgelemekte ve taşların gelişigüzel dağılımı içerisinde hayati ve stratejik bağlarla birbirlerine bağlanmaktadır.

Tahtaya şöyle bir göz atarsak;

Satranç tahtasında, siyahların şahı Çar, hedefin odağındadır. Karşı takım beyazlar ise tüm hamlelerini tek bir amaca yöneltmektedir, siyahların şahını MAT etmek.

Bu hikayenin başrol oyuncularından Doktor Spethmann: siyahların tarafında bir piyondur. Olacaklardan ve içinde bulunduğu savaştan habersiz ilerlemektedir. Hareketleri basit ve öngörülebilirdir. Elbette bu öngörü kendisinde değil, satranç tahtasını ve stratejiyi kuşbakışı görebilenlerdedir.

Doktorun hastası Rozental: bir satranç ustası, çocukluğundan gelen psikolojik travmalar ile derinden yaralanmış, psikolojik olarak çöküşün eşiğinde, beyazların elinde değerli bir piyondur. Eldeki tüm silahlar tükendiğinde, tüm ordu yitirildiğinde hassasiyetle kullanılacak, şahın kaçınılmaz sonunu getirecek hamleyi yapmak üzere ileri sürülecektir.

Tahtanın atlıları gizli örgüt Ohranka, polis ve diğer gizli oluşumlardır. Turnuva yaklaştıkça, savaş alınında atlılar ardı ardına öne sürülmektedir: Liçev, Petrov, Kavi, Tolya ve tabii ki ağır top Albay Gan...

Ya diğer piyonlar? Rosental'ın gölgesi Kopelzon, Spethman ile sessiz ve hayati bir mücadele içindedir. Zinnurov, Katherina, Berek Medem, Anna da hırçın rüzgarın içinde bu büyük komploya dahil olduğunda artık son hamle yapılacak ve stratejinin sağlamlığı ve sonuç verip vermeyeceği anlaşılacaktır. Satranç tahtasının son neferleri piyonlar, oyuncular tarafından şahın peşinde bir ölüm kalım mücadelesine sürükleneceklerdir. 

Eser kendini anlatırken

Eserin orijinal adı: "ZUGZWANG" - "Almanca Zug (hamle) + Zwang (zorlama, zorunluluk) sözcüklerinden. Satrançta oyuncunun tam bir çaresizlik içinde olduğu durumu tanımlar. Hamle yapmak zorundadır, ama her hareket onu iyice çıkmaza sokar." (yukarıdaki resim bir "zugzwang" durumudur.)

"Oyunun sürdüğü bir satranç tahtasına yüzeysel bir bakış atmak, taşların dağılımında saklı kıyasıya mücadeleyi nasıl ele vermezse, Hermitaj'ın hazinelerinin, Yaz bahçelerinin güzelliğinin veya Gostinyi Dvor kapalıçarşısının vitrinlerindeki egzotik eşyanın büyüsüne kapılan turistler de masum bir hayranlıkla gezindikleri sokakları rota bellemiş hain akımlardan habserizdirler."

"F piyonumun peşindesin, öyle mi? Sen iki taşla saldırabilirsin, ben iki taşla savunabilirim. Alamazsın, alamadığın sürece de fazla piyonunun olmasının hiçbir anlamı yok. Oyunu kazanmazsın."

"- En başından göremediysem bunun tek sebebi bana çok akıldışı ve aşırı gelmesiydi, dedim.
Dudaklarında bir gülümseme oynaşan Medem rahat bir edayla,
- Başarıya yakın olan planlar bunlardır zaten, dedi, insanları gafil avlar."

"Onun polis ve gardiyanlarca kısıtlanması, dumura uğratılması, çarpıtılıp kısaltılması korkunç birşey. İyi de hayatın insanın kendi ödlekliği yüzünden yaşanamaması daha mı az korkunç?"

"Bir münzevi olduğunuzu hayal edin. Mağaranızdan çıkıyor ve bakıyorsunuz ki kimsesiz geçen yirmi yılda eşiğinize koca bir metropol kurulmuş. Dağların ıssızlığı yerine büyük, modern bir şehrin hayhuyuyla karşılaşıyorsunuz. O sabah da benim için öyleydi. Bİr anda hayatın duyulara yönelttiği hücuma maruz kaldım. Otomobiller uçarak yanımdan geçiyordu. Atlas örtülü atlarıyla akü aydınlatmalı arabalar, özel giyimli uşaklar, üniformalı askerler, süvari subayları, devlet memurları, öğrenciler ve hali vakti yerinde genç kadınların yanından geçerken onlarla cilveleşen, arkadan hayalini kurdukları maksutlarının yüzünü görmek için dönüp bakan hali vakti yerinde genç erkekler. Sokaklardaki o gürültü, o renkler, o kokular. Ara ara esen rüzgarla kalkan kar taneciklerinin bir musluk kapatılmışçasına gözden yitivermesi."

"Hep prangalarla dolaşıyoruz - borç prangası, ihtiyaç prangası, sorumluluk prangası, rüya prangası. Hepimiz. Seçenek dediğiniz sadece bir hayal."

"- Savunman bu mu?
- Neyle suçlanıyorum?
- Kayıtsızlıkla suçlanıyorsun Spethman. Fırsatçılık, bencillik ve korkaklıkla suçlanıyorsun."

"Çocuklar hiçbir zaman ailelerinin istediği kadar üzgün görünemezler."

Yorumlar



Kitabı ilk okumaya başladığım anda edindiğim izlenim, bitirdiğim anda ciddi bir kanıya dönüştü. Yazarın ifade gücü kesinlikle yüksek, buna ek olarak çevirmen Suat Ertüzün'ün de iyi bir iş çıkardığını düşünüyorum. İlk bölümü okumaya başladığınızda tasvir edilen sahne ne kadar etkileyiciyse, eserin devamındaki diyaloglar, tasvirler ve kişilik çözümlemelerinin de oldukça yeterli olduğu kanaatindeyim.

Kitabı bitirdikten sonra, başlangıçtaki beklentilerim ne kadar karşılandı diye kendi kendime sordum. Eseri keyifle okuduğum muhakkaktı bununla birlikte, beklentim: stratejinin, satrancın ağdalı örgüsünün gelişen olaylarda yoğun biçimde hissetirilmesiydi. Bölümler arasına serpiştirilmiş satranç maçları, hamlelerinin yorumlanması ile sonlara doğru çözümlenen komplo ve eserde adı geçen karakterlerin ruhsal çözümlemeleri bu beklentiyi sonuna kadar karşılıyordu. Bununla birlikte, satranç kelimesiyle birlikte aklıma ister istemez gelen Stefan Zweig'ın eseri ile karşılaştırdığımda, iki eserin tamamıyla
farklı kulvarlarda olduğu sonucuna varıyorum.

Bolşevik devrimi ve Sovyetler tablosunda geçen bir eser olması itibariyle ayrıca heyecan verici diye düşünüyorum. Soğuk dönemlerin, içten içe kaynayan sosyal hareketlilik manzarasında, gizli örgütler, polis ve daha birçok etken arasında kalmış, adeta bir piyoncasına oradan oraya oynatılan bireyler Ronan Bennett tarafından ustalıkla okuyucuya aktarılmış.

Stratejinin yapılandırılması açısından esere yaklaştığımda ise, yazarın bu konuda oldukça bilinçli ve ustalıklı hareket ettiği sonucuna varıyorum. Özellikle şu iki paragrafa dikkat çekmek istiyorum: 

"Oyunun sürdüğü bir satranç tahtasına yüzeysel bir bakış atmak, taşların dağılımında saklı kıyasıya mücadeleyi nasıl ele vermezse, Hermitaj'ın hazinelerinin, Yaz bahçelerinin güzelliğinin veya Gostinyi Dvor kapalıçarşısının vitrinlerindeki egzotik eşyanın büyüsüne kapılan turistler de masum bir hayranlıkla gezindikleri sokakları rota bellemiş hain akımlardan habserizdirler."

İşte bu paragraf ile yazar, bir anlamda eserin karakterlerini bekleyen, özenle hazırlanmış mücadelenin haberciliğini yapıyor. Okuyucuyu içten içe kışkırtıyor, karakterlerin kendilerini gösterdiklerinden daha fazlası olabileceğine dair şüphelerle dolduruyor. Nitekim eserin sonlarına doğru çözülmeler yaşanırken, çapraşık ilişkiler ortaya dökülüyor ve kırılmalar hem eserde hem de okuyucunun beklentilerinde yaşanıyor.

"Yine e5'i oynayayım diyordum. İleride, oyunumuz bittikten uzun zaman sonra bu senaryo üstünde düşündüm. Meğer bana zafer getirecek bir hamleymiş ama o vakit kendime güvenmemiştim. Ben de vezirin e3'te çekeceği şahın Siyah'a bir avantaj sağlamayacğaını hesap ederek 42 Şh6 oynadım. Artık hamlesini düşünmek için süre isteme sırası rakibimdeydi."


Yazar bu ifadeleriyle de yukarıda farklı şekilde ifade ettiği tabloyu strateji oyunu satranç tahtası üzerinde bir kez daha dile getiriyor.

Birbirinden bağımsız cinayetler, doktor - hasta ilişkisi, satranç oyunu gibi konuların hepsinin ustalıkla birbirine bağlandığı bu eserin okumaya değer olduğu kanaatimi bir kez daha yineleyerek yorumlarıma burada son vermek istiyorum.

Yazar Hakkında

http://en.wikipedia.org/wiki/Ronan_Bennett
http://www.salon.com/books/int/1999/11/16/bennett/ Salon dergisinde, İrlandalı yazarın hapiste geçirmiş olduğu döneme ilişkin kendisiyle yapılan röportaj.

Film

Her ne kadar "Son Hamle" ile doğrudan ilintili olmasa da Ronan Bennettin senaryosuna katkıda bulunduğu Halk Düşmanları (Public Enemies) adlı filmi de hatırlatıyoruz...

  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorumlar  

 
0 # 2010-07-10 21:22
Soluksuz okunan bir kitap. Her ne kadar Zweig'in psikolojik çözümlemeleri içeren satrancı kadar derin olmasa da zevkle ve bir kerede okunabilen bir kitap...
Cevap | Alıntı | Alıntı
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile