Ara

Yazıyooooor!


"Koku" Bulten sizleri bekliyor, ayda iki defa
TIKLA
Yaziyor! Okuyoooor... okutuyor!

Anket

Favori Distopya Romanınız?
 

Twitter'da Takip Et

Haberdar Olun!

Siyah Süt PDF Yazdır e-Posta

KitapAdı

Doğan Kitap

Kitabın kapağında ?otobiyografik roman? notunu gördüğümde yazarların kendi hayatlarının tamamını veya bir kesitini roman tarzında anlatmalarını gözlemleyeceğim, kendi okumalarım açısından, ilk eser olacağını düşündüm. Kişisel bir bilgi olarak da söyleyebilirim ki, şimdi kısa açıklamalar sunacağım kitap, aile bireylerimden biri tarafından zorla elime tutuşturulmuştur. Yazar romanlaştırarak anlattığı hayatında, önemli ve zor bir dönemi aslında okurlarına da yardımcı olmak amacıyla kaleme almış. Bu yüzdendir ki benzer deneyimleri yaşayan kadın ve erkeklerin eseri birbirlerine tavsiye ettiklerine şahit oldum. Ben de hakkında birkaç not düşeceğim romanı, açıkladığım ?okur el değiştirme silsilesi?ne benzer bir şekilde edinmiş oldum.

Yazar önsözde ?Bu kitap okunur okunmaz unutulmak için yazıldı.? diyor. Çünkü bu kitap kadınların asla hatırlamak istemedikleri, hayatlarının buhranlı ama en sonunda gelip geçecek bir dönemleriyle ilgili. ?Postpartum Depresyon?, yani istatistiklere göre dünyada her on kadından birinin başına gelebilecek olan doğum sonrası depresyon? Kitabın konusuna bakarak sadece kadınsal bir durumun anlatıldığı ve erkekleri hiç ilgilendirmediği fikri yanlış olur. Aslında kitap ilgilisine hitap etse de, her birimizin bir doğum olayı sonrası dünyaya geldiği düşünüldüğünde annelerimizi daha iyi anlamanın veya eşlerin, sevgilerin dünyaya yeni bir insan getirdiklerinde nelerle karşılaşılabileceğini ifade etmesi açısından faydalı bir çalışma.

Belirttiğim gibi, kitap anneliği merak edenlere veya ilgilisine hitap eden ve biraz da öğretici yanı olan bir eser. Anneliğin karanlıkta kalan yüzü hakkında bir şeyler söylemeye çalışıyor. Yazar kendi hikâyesini ?parmak kadınlar? ve ?içimden sesler korosu? diye adlandırdığı kişiliğinin birçok farklı yüzünü temsil eden kahramanlar yaratarak anlatıyor. Analığın kadının temel vazifesi olduğunu savunan geleneksel yaklaşım ve ?çocuk da yaparım kariyer de? şeklinde ortaya atılan süperdişi yaklaşımı arasında bocalayan kadın kimliğinin, yazar da olsa, kimsenin yakasını kolay kolay bırakmayan çelişkilerini inceliyor. Bu konular anlatılırken, sık sık hayal dünyasıyla zenginleştirilmiş hikâyeler kurgulanmış. Hikâyeler kaynağını yazarın gençlik yıllarından, anılarındaki gerçek olaylardan alıyor. Anlatım boyunca, her biri ?parmak kadınlarca? temsil edilen, kişiliğindeki farklı yönleri olan entelektüel, rasyonalist, anaç, savaşçı, dişi, hırslı, dini inanışa bağlı kimliklerin birbiriyle çatışmasını takip edebiliyorsunuz. Bu çatışmalarla hayatı akışında yaşıyorken birden doğum olayıyla iç seslerin susuşunun ve yaratıcılığın bitişinin, hiç tanıdık olmayan ve her şeyin önüne geçen bambaşka sorumluluklarla ayakta kalmaya çalışmanın nasıl bir şey olduğunu ifade ediyor.

Kitabın geneline annelik ile yazarlık ve edebiyatın uyuşup uyuşamayacağı sorusu hâkim. Romanda çok yoğun şekilde feminist olan veya olmayan kadın yazarların hayat hikâyelerini bulabilirsiniz. Halide Edip Adıvar, Simone de Beauvoir?dan Ayn Rand?a birçok kadın yazarın yaşamlarını, aile hayatlarını, çocukları ve çocuk sahibi olmakla ilgili çoğu sorunlu hikâyelerini, görüşlerini ve hatta edebiyat dünyasında bir dönem tartışılmış dedikodularını da okuyabilirsiniz. Her birinin annelikle olan ilişkisinden bahsediliyor bu kısımlarda. 

Kitabın sonunda ise yazar kendi fikirleri dâhil birçok farklı örnek ve düşünceyi sıraladıktan sonra her kadının kendince seçtiği yolun doğru olduğunu savunuyor. Kendini yaptığı işe tam verebilmek için çocuk sahibi olmamanın da, olmanın da kabul görür yaklaşımlar olduğunu belirtiyor. ?Lord Poton? ismini verdiği doğum sonrası depresyonu dâhil ?içinden sesler korosu?nun her bireyiyle barışıyor. ?Ağız birliği etmeseler de niyet birliği eden?, kimliğini oluşturan bütün unsurlarının var olabilmek için birbirlerine muhtaç olduklarını belirtiyor. ?Kadın farklılıklarıyla vardır ama yüzyıllardır yaptığı gibi yeni bir insan vücuda getirmenin sorumluluklarıyla da başa çıkacaktır? şeklinde tabir edilebilecek bir iç uzlaşıya varıyor.

Otobiyografik, didaktik ama gene de romanımsı bir çalışma. Kitabı anne olmayı düşünen veya çocuk doğurmaktan farklı istekleri olan, daha yapacak başkaca önemli işleri olduğunu düşünen, yaratmaya adanmış kadınlara; bu şekilde adlandırdığım ve benzeri özellikleri olan bin türlü kadınla yaşayan erkeklere önerebilirim. Ben, benzer kasvetli dönemleri yaşamış biri olarak bu kitabı unutmak için okudum. Yazarın başta söylediği gibi, kitabın son sayfasını çevirdiğimde okuduklarımı unuttum.

Yazar

Yazar Adı: Elif Şafak

Bağlantılar

 



Bu sayfayı ekleyin...
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorumlar  

 
0 # 2013-02-01 21:12
Kızım doğduktan uzun süre sonra okudum bu kitabı.Loğusalık dönemi olarak tabir edilen doğum sonrası o dönemi atlatmıştım.
Ama etkilenmedim değil kitaptan tekrar yaşadım o dönemleri ve zor bir süreçtir anneler iyi bilir.

Elif Şafak'ta kendi yaşadığı bu karmaşık süreci farklı bir şekilde anlatmış SİYAH SÜT kitabında.
Anneliğe geçiş, yeni sıfatınıza alışma,çocuğunu za alışma ,yeni hayatınıza alışma ve sonrası...
Yazarlık ile annelik arasındaki gelgitler.
ve küçük Elif'ler var kitapta unutamadığım ve çok yaratıcı bulduğum.
Üstelik sadece bu küçük kadınlar üzerine değil kitabın tamamı.

İçinde bir çok kadın yazar,kitaplard aki kadın karakterler, hatta erkek yazarların eşleri penceresinden de bakılmış yazarlık ve anneliğe.

Onların yaşamlarındaki yazarlık yada annelik tercihlerini de irdelemiş.

bestemina.blogspot.com
Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
0 # 2013-04-15 19:37
Aşk romanıyla tanıdığım Elif Şafak ın daha eski kitapları sonradan okumaya başladım. Takibimle beraber her bir kitabında farklı hikayeler ve yeniliklerle okuyucuların karşısına çıktığını fark ettim. Ayrıca okuyucu kitlesini her bir kitabında genişletmiştir.
Siyah süt te de loğusa kadınların sıkıntılarını ele almış. Yeni anne olan kadınların yaşadığı manevi zorlukları çok güzel belirtmiş. Bekar bir bayan olarak okuyarak biraz daha bilinçlendim ve anneliğin kutsallığını daha çok kanıksadım. Anneliğe adım atacak tüm kadınların okuması gereken bir kitap olduğunu düşünerek severek tavsiye ediyorum.
Cevap | Alıntı | Alıntı
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile