Ara
Unutma!
Dali Sergisi Devam
23 Mart - 20 Mayıs!!!
TIKLA
Film festivalinin ardindan Gidin...Seyredin..Dusunun...!
Anket
Twitter'da Takip Et
Follow @KitapKokusuNET| İdam Mahkumunun Son Günü |
|
|
|
|
Kitap
Not: Yazıları okurken, tavsiye edilen müziği dinlemek için "müzik" sekmesi altındaki bağlantıyı tıklayınız. Borcum var, ödeyebileceğimden çok daha fazlası. Yarım saat sonra alacaklılar gelecek, bense paranın yarısını biletoplayamamışım. Ödeyemezsem ne olacak? Hakkımda icra takibi başlatılacak, eve icra gelecek, tüm aileme rezil olacağım. Koltukları, perdeleri haczedecekler. Bilgisayarımı da elimden alacaklar. Geriye hiçbir şey kalmayacak. 25 Dakika kaldı. Sıkıntım artıyor, boğulacak gibi oluyorum. Banka hesabım boşalmış. Bana borç verecek kimse kalmamış. Sıkılıyorum... Daralıyorum. 20 dakika kaldı. Peki ne yapacağım? Parayı bir şekilde bulmalıyım, ama nasıl? 15 dakika sonra gelecekler... terlemeye başlıyorum. Terliyorum, terliyorum ve birden... Gözlerim açılıyor. Saat sabahın üçü... Bir anda rahatlayıveriyorum.
Bu ve benzeri hayal - gerçek gel gitlerini hepimiz yaşamışızdır. Bazen yapılması gereken bir ödev bazen teslim edilmesi gereken bir proje, ödenmesi gereken bir borç. Hissiyat hep aynıdır, üstesinden gelinmesi güç bir görev, bizi bekleyen kaçınılmaz bir son. Böyle anlarda ben hep şöyle düşünürüm: Nasıl olsa, öyle ya da böyle geçecek yeter ki sen elinden geleni yap. Müdahale edemediklerinin de kendiliğinden gelip geçmesini bekle. Eserden"İnsanların hepsi, infazları belirsiz tehirlere uğrayan ölüm mahkumlarıdır." YorumlarEserin akışı içerisinde, idam mahkumunun suçundan bahsedilmeyişi - gerçi bir ara idam mahkumunun cinayet işlediğini anlıyoruz, ama - aslında suçun değil de cezanın eleştirildiğini soğuk bir sadelikle okuyucunun yüzüne vuruyor. Üstelik, mahkemenin kararından infaza uzanan süreçte, hayatın olağan akışı ve vurdumduymazlığı içinde akıp gitmesi de cabası. Yargıçlar kararı bir umursamazlıkla veriyorlar, temyiz süreci ağır ve usulünce işliyor - mahkumun ruh halini ve çektiği acıları görmezden gelerek -, doğa kendi yolunda ilerliyor, rahip son bağışlanma için geldiğinde tek düze ve basma kalıp sözlerle görevini yapıyor, diğer insanlar küçük zevklerinin peşinde yaşamlarına devam ediyorlar. Yazar bunu esere ustalıkla yediriyor, üstelik okuyucu üzerinde bir an bile duygu sömürüsü yapmıyor. Cezanın ağırlığı tüm bu olagelişe, ağır ve yoğun bir karanlık gibi çöküyor. Umudun yokluğu, renkleri silip süpürüyor. Ölüm, tüm metanetiyle bekliyor. Okuyucu bu ağırlığı hissediyor. İdam mahkumu ilk başta idam cezası ve ömür boyu kürek cezasını karşılaştırdığında, tereddüt etmeden idamı seçmişken, ilerleyen günlerde ve artık saatlerin sayılır hale geldiği son hallerde, korku içinde yaşamın en aşağılık formu olsa dahi kürek cezasını tercih eder hale gelmiştir. Hayatı bu kadar çekici kılan ne ola ki? Eserden bir alıntı: "Bir forsa hiç olmazsa yürür, gider, gelir ve güneşi görür." Eserin genelinde, idam mahkumuna, idam cezası verildikten sonra özenli bir davranış tarzı tasvir ediliyor. İster istemez şu soru geliyor akla: Şayet bu kişi ölüme mahkum edilebilecek derecede kötü bir suç işlemişse, ona acımak niye? Yoksa vicdanların bir şekilde rahatlamaya mı ihtiyacı var? Ve aynı yaklaşımla, cezaevlerinde cezalarını çeken mahkumların hepsi neden "kader mahkumları"dır? Suçu işleyen onlarsa ve ceza çekmeye mahkum olmuşlarsa, düzenin verdiği bu cezaları görmezden gelmek niyedir? Cezanın acımasızlığı yanında, cellatların idam mahkumunu kaçınılmaz sona hazırlarken gösterdikleri kibarlık trajikomiktir. Cellat sorar: - Bayım, özür dilerim! Canınızı mı acıttım? İdam cezası üzerine uzun uzun konuşulabilirse de, idam cezasının kaldırılmış olması bunun pratik anlamını yitirmiş bir tartışmadan öteye geçmemesine neden olacaktır.Yine de kafamı kurcalayan bir soru var: idam cezasına hükmederek bir canlının hayatının sonlanmasına karar verilebilirken nasıl oluyor da canlının kendi hayatına son verme hakkı olan "ötenazi"ye izin verilmez? (Türkiye'de mevzuat bu duruma imkan vermemektedir.) Ya da başka bir yaklaşımla intihara teşebbüs bir ceza görmezken (intiharın cezalandırılması zaten söz konusu olamaz zira fail ölmüştür.) nasıl olur da bunu kendi iradesi ile gerçekleştiremeyecek bir kimsenin buna izin vermesine rağmen, hayatın sonlandırılmasına izin verilmezken, onca yıl devlet ya da düzen kendinde kişinin yaşam hakkına son verme hakkını görmüştür? ÇizgiRoman
- Stanislas Gros'un etkileyici çizimleri ile yeniden can bulan eser, Everest Yayınlarından çizgi uyarlaması ile yayımlanmış. Bağlantılarhttp://www.gutenberg.org/etext/6838 Eserin orijinal metni için. Bu sayfayı ekleyin... |



































