Ara

Yazıyooooor!


"Koku" Bulten sizleri bekliyor, ayda iki defa
TIKLA
Yaziyor! Okuyoooor... okutuyor!

Anket

Favori Distopya Romanınız?
 

Twitter'da Takip Et

Haberdar Olun!

Emanet Şehir PDF Yazdır e-Posta

Kitap

Kitap adı: Emanet Şehir

Yazar/Çizer adı: Levent Cantek - Berat Pekmezci

Yayın evi: İletişim

Kitap kokusunda yazarken, çizgi roman/grafik roman için birkaç defa aynı cümleyi kullanmıştım ve bu defa da aynı şeyi yapıyorum:

"Ben iyi bir çizgi roman okuyucusu değilim."

Buradan devam ediyorum:

Ancak bazı çizgi romanları özellikle takip ediyorum ve alıyorum. "Levent Cantek" imzasını görünce "Emanet Şehir"i de almak istedim. Sonra gördüm ki "İletişim Yayınları"ndan çıkıyormuş. Bu benim için ikinci artıydı çünkü her yayın evinden çıkan her kitabı gözü kapalı almazsınız. Benim/bizim sarfı nazarımızda "İletişim Yayın evi" ayrı bir yer etmiştir. Kitabı elime aldığımda ise Berat Pekmezci'yi de takdirle karşıladım. (Demiştim ya çizgi roman kültürüm çok gelişkin değildir diye, ne yalan söyleyeyim kendisini de bu kitaba kadar, Sırtlan Logosu haricinde tanımıyordum.)

Gelelim "Emanet Şehir"e:

Kitabın sayfalarını çevirmeye başladığımda, ilk çağrışımlarım Maus - Art Spiegelman ve Berlin Üçlemesi - Jason Lutes geldi. Sanıyorum içerik derinliği yönünden Maus'u hatırlamıştım. Çizgiler yönünden de Taş Şehir canlanmıştı gözümün önünde.

Kitabın kapağından başlamak üzere ne kadar özenle hazırlandığı anlaşılıyor ve her işaret her nokta bir göndermede bulunuyor. Orak çekiç, kurt başı, altı ok, gamalı haç, dp, tabanca bizi bekleyen hikayeyi sarmalayan ortamı ortaya koyuyor, tıpkı kitabın kapağının kitabı kaplaması gibi. Sonra bir sayfa daha ve geçmişte kalan film afişlerinden fırlama bir başka iç kapak...

1940ların sonu - 1950lerin başındayız...

Baş kahramanımız Şekip, Emanet Şehir Ankara'nın entelektüel açmazlarında, "yalan" bir dünyanın gölgesinde kendi yolunu bulmaya çalışıyor. Bir yanda komünistler diğer yanda topluma yayılan bu virüsü temizlemek üzere cansiperane çalışan yurtsever gençler, öte yanda karanlık bir istihbarat teşkilatının görünmez eli, ispiyoncular... Şekip, Orhan, Faik derken Emel, Fahriye, pantolonlu kadın sahne alıyor. İçki şişeleri, meyhaneler, fahişeler, soğuk ve garip bir şehrin karanlık sokaklarında, aydınlık gelecek için yapılan tartışmalar, entelektüel tartışmalar, 3 kuruşa sipariş tefrikalar... İşte böylesine bir girdaba çekiyor bizi Emanet Şehir, Levent Cantek'in kaleminden ve Berat Pekmezci'nin mürekkebinden.

Bir alıntı:

"Bize bu şehri emanet ettiler. Hangimiz Ankaralıyız?

Hiçbirimiz.

Emanete hıyanet edersen seni buradan kovarlar. Bu parti işleri Ankara'da yapılması, başka şehirlerde olsa, buraya hiç dokunulmasa iyiydi."

ve bir tane daha:

"İyi bi şey bu demokrasi... Biri gider öbürü gelir... Bize düşen içip içip ağlamak işte."

Özellikle bu son cümle beni yürekten vurdu. Cantek ve Pekmezci'nin 50'li yıllarından 2014 yılına geldiğimiz bugünlerde hala aynı tas aynı hamam. Maalesef böyle gelmiş böyle gidiyor. Yeniyor, içiliyor, ağlanıyor, sızlanıyor, ancak iş harekete geçmeye gelince herkes o "kendinden menkul ve herşeyden bağımsız var olan!!!" demokrasiden medet umuyor. Ve bize bi şey olmaz edebiyatı sürüp gidiyor.

Emanet Şehirlerde emanet hayatlar, deve kuşu - kum ilişkisi içinde yaşanıp gidiyor.

Tanıtım Yazısından:

Kırklı yılların sonu, Soğuk Savaş’ın başı. Demokratlar iktidara ha geldi ha gelecek... Ankara tedirgin, başka bir dönem başlayacak. Yel üfürecek, sel götürecek, başka bir siyaset çökecek şehre...Komünistler dolanıyor arka sokaklarda, veremliler var hastanelerde, gün batımında kıtlık, gün doğumunda yokluk... Yahudiler İsrail’e göç ediyor... Kısacık akşamlarda şiirden romandan konuşan memurlar toplanmışlar yine...Kırık dökük içki masaları, kavgalar, atışmalar ve Bohemler... Altındağ’da ahşap evler, Yenişehir’de beton apartmanlar...

Şekip ve Orhan iki arkadaş. Şekip, yalancı; Orhan, şair. Faik, bir Hacığa’nın oğlu, Bobstil. Adana’dan okumaya geldi, ticareti biliyor. Kıpkırmızı gülümseyen Fahriye, Şekip’in aşkı. Emel, aykırı bir yolcu, dünya küçük, Şekip’in ev arkadaşı... Şekip, tefrika yazıyor: Feride Celal, Pardayanlar ve İstanbul’un Fethi. Doktor, nasıl anlatsam, yüreğim yanıyor, derdime derman... Kadehler hicrana!

Ne okusam sekmesinde tavsiyeleri bulabilirsiniz!

Ne Okusam


Gelelim tavsiyelere:

Demokrasimizin İsmet Paşalı Yılları - Metin Toker Tıklayın

Dönemin olaylarını öncesini ve sonrasını bir gazetecinin gözünden görebilmek adına Metin Toker'in Demokrasimizin İsmet Paşalı yılları dizisini tavsiye ederiz. (Bulabilirseniz.) Bilgi Yayınevinden çıkmış. Emanet şehir'e denk gelen kısım: "Tek Partiden Çok Partiye - 1944 - 1950" olsa gerek.

"Başka havalar çalan fareli köy kavalcılarının arkasından, o rejimi bırakıp gitmeye kalkışacaklar olacaktır."

6 - 7 Eylül Kasırgası - Hasan İzettin Dinamo Tıklayın

Diğer bir tavsiyemiz ise Hasan İzettin Dinamo'dan "6 - 7 Eylül Kasırgası" Belki de Emanet Şehrin atmosferinde mayalanan fırtınanın koptuğu döneme kısa ve öz bir bakış sağlayabilecektir bu kitap:

"Yahu, diye dert yanıyordu, Menderesle Bayar, kıçlarını kurtarmak için salt benden aldıkları yedi çift eski püskü Tahtakale pabucuna kalmışlarsa Türkiye batmış demektir... Bizim gibi birkaç yoksul işçiyi ateşle atarak pisledikleri kocaman suçu ört bas etmğe çalışmaları çok alçakça, namussuzca bir iş." (Bu arada belirtmek gerekir ki Conga Ali, tutuklanmazdan evvel, yaşamını Tahtakale eski ayakkabı alım satımı ile sürdürmekteymiş.)"

"Sabahattin Ali'nin Sinop mapusanesinde yazdığı "geçmiyor günler" şiirine meydan okurcasına en geçmeyecek gibi görünen günler de geçip gidiyor. Ne var ki kızgın damga demiriyle yüreğimizi dağlayan zulmün açtığı yaralar bir türlü sağmak bilmiyor."

MAUS - Art Spiegelman Tıklayın

Başta da yazdığım gibi Art Spiegelman'ın ödüllü çizgi romanı MAUS mutlaka okunması gerekenlerden.

Gamalı Haç başrolde!

Berlin - Taş Şehir - Jason Lutes Tıklayın

Berat Pekmezci çizgileri ile paralellik kurduğumuz bir çizgi roman tavsiyesi:

Berlin - Taş Şehir

"2. Dünya Savaşı ve Almanlar teması, bu kitapta 1. Dünya Savaşı bitiminden itibaren ele alınıyor ve iki dünya savaşı arasında kalmış bir milletin farklı sınıflara mensup neferlerini, oldukça objektif bir gözle ve yalın bir anlatımla gözlerimizin önüne seriyor. "

Yazar

Levent Cantek

 

1969 Ankara doğumlu. Bilkent Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler Lisans eğitimi aldı, Gazi ve Ankara Üniversitelerinde gazetecilik yüksek lisans ve doktorası yaptı. Çizgi roman ve mizah ile ilgili çalışmalarıyla tanınıyor. Kültür tarihi ile ilgili çalışmalar yapıyor. Film ve dizi senaryoları yazıyor. Kitapları: Türkiye’de Çizgi Roman (İletişim Yayınları, 1996/2002/2012), Markopaşa, Bir Mizah ve Muhalefet Efsanesi (İletişim Yayınları, 2001), Karaoğlan, Erotik ve Milliyetçi Bir İkon (Oğlak-Maceraperest, 2003), Çizgili Hayat Kılavuzu (der. İletişim Yayınları, 2002/2004), Çizgili Kenar Notları (der. İletişim Yayınları, 2007), Cumhuriyetin Büluğ Çağı (İletişim Yayınları, 2008/2013), Şehre Göçen Eşek (İletişim Yayınları, 2011), Dumankara (İletişim Yayınları, 2013) ve Emanet Şehir (İletişim Yayınları, 2014).

Berat Pekmezci Tıklayın

Bağlan



Bu sayfayı ekleyin...
  Bu yazı üzerindeki tüm haklar saklı olup, izinsiz kullanılması yasaktır.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile