|

"Dönüşüm başlıyordu; acı her yerini sarıyor, gözlerinden öfke, acı ve yakarış kıvılcımları saçılıyordu. O ana tanıklık etmiş olsaydınız inanın ki, bir daha aklı selim günlerinize dönemezdiniz. işin kötü yanıysa, bu dönüşümün yalnızca fiziksel olmayışı idi. Saf iyilik ve saf kötülük ayrışıyor, yaşam kaosa tanıklık ediyordu..."
Bu paragraf, Robert Louis Stevenson'ın ölümsüz eserinden bir alıntı değil, yalnızca eserin bende çağrıştırdıkları, ancak çağrışımlar bununla sınırlı değil. Bu kadar kısa bir eserde bir yazar böylesine bir düşünceyi bu derece somut bir şekilde nasıl ifade edebilmiş, insan hayret etmekten kendini alamıyor.
Bu eser, kesinlikle okunması gereken, eserin yaratılışından bu yana yanlış anlaşılmış baş yapıtlardan bir tanesi. Daha önce sitemizde tanıtımını yaptığımız Frankenstein gibi hep bir canavar öyküsü olarak anılmış ve bilinmiştir (Kimbilir bu durum belki de bizim toplumumuz için bu şekilde olagelmiştir).
Günlük hayatta kullanımlara konu olan bu eseri belki okumadan biliyorsunuz, ya da bildiğinizi sanıyorsunuz. Her iki halde de bir kez daha okumanızı salık veririm. İnsan ruhunun derinliklerine inen, viktorya dönemi eserlerinin tipik özelliği olan, anlatılan hikayenin simgesel olma özelliğini de barındıran bir başyapıt.
Bu kitabı, İthaki yayınlarından çıktığında okumuştum. Kitabın genelini beğenmek ve tek solukta okumakla birlikte (118 sayfa), notlarıma tekrar bir göz attığımda görüyorum ki özellikle eserin son bölümünü (Dr. Jekyll'in olayla ilgili tüm açıklaması) çok beğenmişim.
Eserin özeti ve derinliği hakkında önemli bir ipucu verecewk aşağıdaki paragrafı dikkatinize sunuyorum:
"İnsan benliğinin tek değil, çift olduğu gerçeğini kısmen keşfettiğimde karaya oturmuş bir geminin enkazına dönmüştüm. Çi diyorum, çüünkü benim bilgilerim henüz bu noktanın ötesine geçemedi. Beni başkaları izleyecek. İleride benim çalışmalarımı geliştirecek bir bilimadamı çıkıp bu iddiaları çok daha öteye varıdrabilir, kimbilir! Eğer düşündüklerim doğruysa, sonunda varılacak gerçek, insanın içinde değişkenliği, uyumsuzluğu ve bağımsızlığı barındıran bir yaratık olduğudur. Ben kendi törel açımdan, kendimi incleyerek, insanın vicdanındaki ikiliği ayırt etmeyi öğrendim. Vicdanımda iyinin ve kötünün savaştığını gördüm, birinden biri olduğum söylenebilirse de aslında bu, her ikisi de olduğum içindir. Çok erken bir tarihtren beri, daha bilimsel çalışmalarıma bile başlamadan önce, böyle bir mucizenin haliyle kendimden geçiyordum; bu iki yönümü birbirinden ayırma hevesi beni coşturuyordu. Her biri yarı bedenlerde var edilebilirlerse, hayatın bu çekilmezliği ortadan kalkacaktı; kötü olan, yaptıklarının ardından vicda azabı çekemyerek yoluna devam edebilecek; iyi olan da yüce amaçları doğrultusunda, ieytani ikizinin elinde çektiği cefa ve pişmanlığa saplanmadan kendisine mutluluk veren iyi işleri yaparak, yoluna devam edip yükselebilecekti. İnsanın bahtını karartan, bu iki zıttın aynı ruhta bulunması, durmadan çatışmasıydı. O zaman nasıl ayrılacaklardı?"

NTV yayınları yine yapacğaını yaptı ve böylesine bir eserin çizgi romanını da büyük bir başarıyla Türk okurlarıyla buluşturdu. Eseri uyarlayan ve çizimleri yapan isimler: "Andrzej Klimowski" ve "Danusia Schejbal" çevirisi ise "Kutlukhan Kutlu"ya ait olan bu çizgi roman, Stevenson'un kara hikayesini "olur da bu kadar mı güzel olur" dedirtecek şekilde resmediyor. Şahsen çizgi romanların, hayal gücünü örselediğini, zira insanı belli kalıpların içine soktuğunu düşünmüşümdür, ancak bu eserde çizerler öyle büyük bir iş yapmışlar ki, çizimlere baktıkça, Stevenson'un tasvirlerini daha da fazla canladırıp, daha da fazla kendinizi kaptırıyorsunuz. Eserin geçtiği dönem ingilteresinin soğuk, puslu ve esrarengiz ortamında yitip gidiyorsunuz adeta...
Bu çizgi romanı edinmenizi şiddetle tavsiye ederim.
|
Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.